SULEYMAN Nerden OYA HANIMA
Yazma Zamanı 2008.08.24 - 01:27 CET
OYA HANIM LUTFEN KIZ TAVLAMAK ICIN NETI KULLANANLARDAN DEGILIM .TANIMADIGINIZ INSANLAR HAKKINDA ON YARGILI DUSUNMEYIN ..BILMEK SUÇ DEGIL BENCE ..OGRENMEMEMKTE DEGIL ..ASIL SUÇ OGRETMEMEKTIR ..EGER COK IYI BIR MAPAVRILIYSENIZ BU BILGILERI VERMENIZ GEREKTIGINI DUSUNUYORUM. BIZLER BILMELIYIZKI BIZDEN SONRAKILERDE OGRENSIN ..AMA SIZDE BILMIYORSANIZ SIZIN ICIN BASKA KAYNAKLARDAN OGRENE BILIRIM ...BU KESINLIKLE BIR TARTISMA .. KAVGA DEGILDIR YANLIS ANLASILMASIN .TESEKKURLER..
oya
Yazma Zamanı 2008.08.22 - 22:58 CET
bılmesende olur cunku kımseye fayda saglamayacak bır bılgı olur senın gıbı fıkırlerı olan bırı bunu anlayamaz mapavrının tarıhınde cok farklı ve akıllı insanlar var yoktan var eden sızın gıbıler yuzunden bu kırlenmesın senın gıbıler bılmesede olur ınternette kız tavlarken işinize yaramaz barı mapavrılıyız demeyın bu sıteyıde kırletmeyın ...bu yazıyı okuyanlar mapavrı ismı altındakı bu sıtteyı kırletmeyın barı bunu yapın...
Paşa:
Mapavri.NET kavga edilsin diye değil..
Yapmayın.!
suleyman Nerden oya hnma
Yazma Zamanı 2008.08.21 - 22:51 CET
oya
Yazma Zamanı 2008.08.19 - 00:30 CET
gördugum kadarıyla sayfaya ilkkez okuyanlarıda dönup bi kez daha okumak isteyeceği bişey yazmişsınız internetı amacı icin kulanmışsınız ...mapavrı için bişey yapmişsınız örnek olursunuz inşallah.. ama anlamı bu deyıl
suleyman Nerden oya hanıma
Yazma Zamanı 2008.08.18 - 10:05 CET
oya
Yazma Zamanı 2008.08.17 - 23:16 CET
niye ben söyleyleyeyımkı biz deyılmıyız her zaman zekamızla övünen yada sizin gıbıler gibi olanımı tekrar edelim cok biliyormüş gibi
suleyman Nerden oya hanıma
Yazma Zamanı 2008.08.17 - 16:34 CET
muhammer
Yazma Zamanı 2008.08.16 - 22:27 CET
oya
Yazma Zamanı 2008.08.16 - 22:23 CET
önce mapavrinin önce anlamını öğrenınde ondan sonra atıp tutun
suleyman Nerden şimdi çayelinde olmak var ya
Yazma Zamanı 2008.08.16 - 21:24 CET
suleyman
Yazma Zamanı 2008.08.16 - 21:21 CET
mehmet Nerden yasam bu
Yazma Zamanı 2008.08.08 - 09:27 CET
ömer çakar
Yazma Zamanı 2008.08.06 - 18:38 CET
asımcolak
Yazma Zamanı 2008.08.05 - 17:55 CET
çeçevali
Yazma Zamanı 2008.08.02 - 00:23 CET
Salih_M
Yazma Zamanı 2008.08.01 - 20:13 CET
Admin bey!! Site Ne zaman açılacak tarih verebilecekmisn :) Ayrıca Admin hala aynımı mapavri.net\'de Sinan Senmisin Yoksa başkasımı Admin
Paşa:
Salih bey sayfamız çok kapsamlı bi sayfa olacağı için yapımı uzun sürdü.
Sinan mapavri.net'in domain sahibidir. Çeşitli sebeplerden mapavri.net'in yönetimi bendedir. Gerekli olduğunda tekrar dönecektir..
Paşa Çakır
lola
Yazma Zamanı 2008.07.30 - 18:09 CET
tahsin arıcıoğlu
Yazma Zamanı 2008.07.23 - 18:07 CET
tahsin
Yazma Zamanı 2008.07.23 - 18:05 CET
ugur arıcı
Yazma Zamanı 2008.07.23 - 11:09 CET
mustafa yılmaz
Yazma Zamanı 2008.07.18 - 12:20 CET
çılgın rizeli
Yazma Zamanı 2008.07.16 - 23:05 CET
utq
Yazma Zamanı 2008.07.08 - 19:04 CET
Tamer UYSAL
Yazma Zamanı 2008.07.02 - 17:24 CET
AKP SAVUNMASI HAKKINDA BİRKAÇ SÖZ! JEAN JAURÉS \'GERÇEK ÇELİŞKİDEDİR\' DEMİŞ!
AK Parti\'nin Anayasa Mahkemesi\'ne 30 Nisan\'da verdiği savunması belli oldu ve ardından savunmanın tam metni çeşitli kanallardan yayınlanmaya başladı.
Başından beri özgürlük sorununu türban ve imam hatipler meselesine indirgeyen AKP kendini “demokrasinin kökleşmesi ve özgürlüklerin alanının genişlemesi için gayret gösteren” bir parti olarak göstermekte.
AK Parti\'nin Anayasa Mahkemesi\'ne 30 Nisan\'da verdiği savunması belli oldu ve ardından savunmanın tam metni çeşitli kanallardan yayınlanmaya başladı.
Başından beri özgürlük sorununu türban ve imam hatipler meselesine indirgeyen AKP kendini “demokrasinin kökleşmesi ve özgürlüklerin alanının genişlemesi için gayret gösteren” bir parti olarak göstermekte. Özellikle türban konusu ve diğer konularda toplumu oluşturan çeşitli kesim ve dinamiklerle çatışan, onları dışlayan AKP’nin savunma metninin başlarındaki iddiası ise dikkat çekici:
“Partimizin siyaseti normalleştirme amacıyla geliştirmeye çalıştığı siyasal kimlik yapısının ana merkezini çatışmacı ‘kimlik siyaseti’nin reddi oluşturmaktadır” dediği savunma metninde AK Parti olarak isimlendirmeyi tercih ettikleri partilerine AKP denmesine bile tahammülsüzlük gösterdikleri anlaşılıyor.
AKP’liler çoğulcu olduklarını iddia edip partilerine eleştiri getiren kesimleri düpedüz suçmuş gibi “marjinal” olmakla itham edebiliyor. Buna karşılık iddianamenin hukuk dışı olduğu ve politik iddialarla ortaya atıldığına vurgu yapılıyor. Yasama ve yürütme organları kendi mensuplarınca oluşturulan AKP temsili demokrasinin olmazsa olmaz temel kurumlarının mahkeme kararıyla işlevsiz hale getirileceğini de belirtiyor. Ülkeyi dışa bağımlı ve krizin eşiğine getiren sözde icraatlerine bile “AK Parti hakkında düzenlenen iddianame, hukuki bir metin olmaktan ziyade, ülkenin gerçeklerini ve iktidar partisinin icraatlarını görmezlikten gelerek, korku ve vehimlerden hareketle geleceğe yönelik spekülatif öngörülere yer veren kurgusal bir metin niteliğindedir” diyerek övgü düzülüyor.
Başbakan’ın siyasi danışmanı ve partisinin programını kaleme alan “AK Parti ve Muhafazakâr Demokrasi” adlı kitabın yazarı Yalçın Akdoğan’ın “Muhafazakâr Demokrasi” kavramı ile özgürlüğü tanımlandırmak zaten defalarca yıpranmış, ülkeyi krizden krize sürükleyen liboş politikaları başka kılıfla; sözde çoğulculuk manzumesi adı altında halka yeniden yutturmaktan öte anlam ifade etmiyordu.
Jean Jaurés ne güzel demiş “gerçek çelişkidedir” diye…
Çoğulculuktan bahseden AKP savunma metninde bile çelişki ortaya koymaktadır. Böylece sözünü ettiği paradoksu kendi içinde yaşadığını açıkça beyan etmiş oluyor.
Tamer UYSAL
dosteli16@hotmail.com
emretaş
Yazma Zamanı 2008.06.30 - 20:57 CET
tuğba Nerden hasretik mapavriye
Yazma Zamanı 2008.06.27 - 23:05 CET
memleketim 1 senedir hasretindeyim,evlendik artık isteyince gelemiyoruz ama sanmaki hiç uğramazlar her sene geleceğiz eşimde cok sevdi seni sevilmeyecek yermisinki yemyeşil cayır bayır oh mis gibi hava istanbulda yok böyle güzeli istiyorumki oraya taşınayım olmuyo kızma bana mapavrim yakında inşallah ordayız şimdilik hoşçakal........
tuğba Nerden uy mapavrim
Yazma Zamanı 2008.06.27 - 22:54 CET
koçal Nerden şima tepe
Yazma Zamanı 2008.06.26 - 01:39 CET
tahsin Nerden taso
Yazma Zamanı 2008.06.24 - 18:48 CET
taso53mapavri Nerden taso
Yazma Zamanı 2008.06.24 - 18:41 CET
habib Nerden habib
Yazma Zamanı 2008.06.18 - 14:29 CET
habib Nerden habib
Yazma Zamanı 2008.06.18 - 14:28 CET
Sâlih YAZICI Nerden ANDON
Yazma Zamanı 2008.06.14 - 18:08 CET
yasemin deniz
Yazma Zamanı 2008.06.12 - 12:03 CET
emine Nerden TuRuNCu
Yazma Zamanı 2008.06.10 - 13:51 CET
kenan
Yazma Zamanı 2008.06.03 - 01:35 CET
nedir bu
gülcan
Yazma Zamanı 2008.06.02 - 09:34 CET
hayırlı olsunn!!!efsane geri dönüyo;)
Özgür KARAKAYA
Yazma Zamanı 2008.06.01 - 21:59 CET
KRALİÇE’NİN ARDINDAN…
Metalar dünyası büyüdükçe insanlar dünyası küçülür
K. MARX
Kartel medya başta olmak üzere bütün AB ve ABD’ciler oturup ağlayacaktı. Nedense Türkiye’de hiçbir demokratik açılıma destek vermeyen AB ve diğer emperyalist güçler AKP’nin kapatma kararı üzerine uyarı üstüne uyarı yaparken işbirlikçileriyle birlikte sanki yas tutuyordu. Bu aşamada kraliçenin onca ülke varken kalkıp Türkiye’ye gelmesi şaşırtıcı olmadı. 17 Mayıs’taki (2008) gazetesindeki köşesinde İlker Sarıer’in tespitleri oldukça güzeldi. Sarıer medyayı lafı dolandırmak ve kraliçenin TC ziyaretinin altındaki gerçek nedenler konusunda aydınlatıcı olmamaktan sorumlu tutuyordu…
Menderes\'le başlayan, Demirel\'le süren, Özal\'la aşama kaydeden ABD güdümlü siyaset Tayyip Erdoğan\'la en pervasız düzeyine ulaşmıştı. Yazara göre Türkiye’ye gelişin sebeplerinden birisi taktik nedenle; BOP çerçevesinde Türkiye’nin AKP tarafından iyice ABD çıkarlarına hizmete sokulur hale gelmesi idi. İngiltere bölgedeki enerji kaynaklarına ilişkin pastadan pay almak, pastayı sadece ABD’ye bırakmak istemiyor. Başbakan \"Ben ülkemi adeta pazarlamakla mükellefim\" diyordu. Türkiye’nin büyük ölçekli TÜPRAŞ, Erdemir, PETKİM, Seydişehir Alüminyum, TELEKOM gibi en önemli varlıkları elden çıktı, sözde Avrupa Birliğine uyum gerekçesiyle toprak satışları serbest bırakılmıştı. Bölgede varlık elde eden egemen olan güç enerji kaynaklarına da hakim olacaktır.
Türkiye demokrasisi cemaatlerin, mafyanın ve bezirgânların ellerine teslim edilmiştir.
Sonuna kadar gidebilecek ABD’nin güdümündeki güçlü bir sağ parti her zaman sözde demokrasi nutuklarına rağmen ABD’nin işine gelmektedir. 1 Mart 2003’te meclisten geçmeyen tezkere bunun kanıtıdır. AKP daha sonraki kararının ertesinde genel seçimi büyük bir farkla kazandı. 2007 seçimlerinde yüzde 47’lik oy oranıyla ABD güdümünde yeniden iktidara geldi. Adı başından bu yana AKP’yle anılan tarikat lideri ise ABD\'de emrine amade kılınan çiftlikte ve özel devlet koruması altında yaşıyordu.
ABD imparatorluğu gölgesinde \'imparatorluk\' düşleri adım adım devreye sokulmaya çalışılmakta. Hatırlarsanız buna benzer taktiklerden biri İngilizlerin 1850’lerde Osmanlı toprakları üzerinde başına güdümündeki sözde bir halifeyi getirecekleri “Yakın Doğu Konfederasyonu” projesiydi. Ayrıca küçük devletlere bölünmek anlamına gelen “Balkanizasyon” politikası da akla geliyor. İngiltere bölgede yeniden egemen güçlerden biri olma peşinde, gezinin stratejik yani ikinci nedeni budur demeye getiriyor aşağı yukarı bana göre Sarıer: “Kraliçenin adamları, AKP iktidarından bölgeye ilişkin bir takım isteklerde bulunmak için gelmiş olmalılardır”…
Emperyalizmin tüm dünyada ve ülkemizde, temelinde özelleştirmenin olduğu yürürlüğe sokulan bu saldırı, aslında bir işgal harekâtından farksızdır. Öte yandan işbirlikçileri din, İman diyerek halkı uyuturken hızla kendi burjuvasini oluşturmaya çalışıyor. Bunun tipik örneği bizzat ekonomiden sorumlu bir AKP bakanı. Bilindiği gibi Unakıtan, oğlunun gümrük vergileri arttırılmadan hemen önce 4 bin ton çerezlik mısır ithal etmesini “Oğlumun tavukları var, yem onlar!” diye açıklamıştı. Aynı şahsiyetin mensubu bulunduğu partiyle kentsel dönüşüm yapacağız deyip yoksulların gecekonduları başlarına yıkılırken tapusu olmayan araziye kaçak villalar yaptırmıştır…
Kraliçenin ziyaretinden önce yayınlanan “İngilizler 150 Bin Konut Alacak” başlıklı haber (Cumhuriyet, 05 Kasım 2007) dikkat çekiyor. Ege ve Akdeniz kıyılarındaki araziler İngilizlerin ilgisini çekiyor. Türkiye’nin enerji gibi toplu konut politikası da tamamen dışa bağımlı hale gelmiştir. Türkiye’de faaliyet gösteren şirketin pazarlama müdürünün açıklamasında da İngilizlerin dünyada en çok gayrimenkul alan milletlerin başında geldiği belirtiliyordu.
Türkiye giderek hem İran’laştırılıyor, hem de başında emirlerin, şeyh’lerin bulunduğu bir Arap ülkesine benzetilmeye başlıyor.
Türkiye gezisinde Kraliçenin first leydilerle çekilen fotoğraflarıyla birlikte birkaç ay önce Bush’un Ortadoğu gezisinde Laura Bush’un Birleşik Arap Emirlikleri’nde objektiflere yansıyan (baştan aşağı çarşaflara bürünmüş kadınlarla çekilen) resimlerdeki gibi görüntüler süsleyecekti dünya medyasını ya, Sarıer aynı yazısında büyük medyanın ikinci cumhuriyetçi yazar çizer takımını olayı sadece bu yönüyle değerlendirmekle yetinme yanlışlığına düştüğü için eleştirmişti.
Özelleştirme, istihdam ve tarım politikalarıyla ülkemiz giderek daha bağımlı hale getirilmiştir. AKP hükümet olur olmaz tıpkı Menderes, Demirel, Özal’ın iş bitiricilik geleneğine uyarak inşaat sektörüne el attı. Duble yollarla, tünellerle, alt geçitlerle vs. palyatif çözümler aradı. Ancak halkın temel sorunlarına hiçbir sonuç getirmeyen bu kısa vadeli yatırımlar tüketimi ve dışa bağımlılığı arttırıp enflasyonu körükleyen harcamalardı. İşsizlik ve yoksulluk çığ gibi büyümüştür. Bir yandan kentsel dönüşüm ve toplu konutçuluk adı altında istimlak edilen yoksul mahallelerde ve kentlerin önemli mevkilerinde dubleks, tripleks daireler, lüküs villalar vs. inşa edilirken öte yanda sosyal devletin asıl işlev kazandırılması gereken devlet demir yollarında, tersanelerinde bakımsızlıktan ilgisizlikten iş kazaları ve kayıplar artmaya başlamıştır. Devlet TOKİ eliyle emlak pazarlamasıyla uğraşırken tamamlanmayan sosyal tesisler çürümeye terk edilip, eğitimde nitelik ve yaygınlık yerini türban tartışmaları almıştı.
Memleketin altı üstü talan edilmektedir.
Demokrasiyi yurtdışında “demokrasiden nasibini almamış ülke” olarak niteleyerek türban konusuna indirgeyen Başbakan, Denizli’de olduğu gibi yandaşlarınca koşulsuz desteklenmesi gereken bir lider haline sokulup adeta putlaştırılmıştır. Zamanında Amerikancı DP nasıl el öperek el üstünde tutulmuşsa aslında ABD’nin parlattığı yeni bir yıldızı olarak AKP’de cemaatlerle birlikte el üstünde tutulmaktadır. 1990’ların başından bu yana Yargıtay’ın da suç kabul ettiği hükmün işlevini yitirmesiyle birlikte nasılsa Sovyetlerin dağılmasını müteakip bir tarikat devreye sokuluvermiştir. Bu tarikatın kökenlerine temel aldığı kaynaklardaki söylemlere dikkat edildiğinde ideolojik yan ön plana çıkarılmaktadır. BOP esbaşkanı sayılan AKP lideriyle birlikte cemaat liderinin de projeyi tamamlayan unsur haline geldiği apaçıktır. 12 Eylül darbesiyle tamamen dibi kazınan ulus devletin kazanımları yok edildikten sonra din yoluyla siyaset yapan bezirgânların önü açılmaya başlanmıştır.
Bursa gerçeği…
Bursa, Kraliçenin ziyaretinde Başkentten sonra ikinci duraktı. Bursa gezisi üzerine çeşitli faraziyeler ileri sürüldü. Kimi Cumhurbaşkanının memleketine torpil saymasınlar diye Kayseri’nin yerine Bursa’nın seçildiğini, kimiyse şu aralar okuduğu kitapla Osmanlı tarihine merak saran Kraliçenin isteği doğrultusunda Bursa’nın tercih edildiğini belirtmişti. Yine en anlamlı ve mantıklı yorumu Cumhuriyet gazetesindeki köşesinde Oktay Ekinci’nin yaptığını düşünüyorum. Ekinci’ye göre (muhafazakârlığıyla ünlü şu ara AKP’nin kalesi konumundaki bir kenti) tercih edişle “adeta 1920’lere inat gösteriler şeklinde…” yasal monarşiyle yönetilen bir ülkeden AKP’ye koşulsuz bir destek ve kim ne derse desin üstelik İzmir dururken laikçilerle bir hesaplaşma var gibi gözükmektedir.
Bursa bu ara kapitalizmin peşkeş uygulamalarına verdiği adlardan biri olan “Yap-İşlet” modelinin en sık uygulandığı illerden biri. Bursagaz, 2004\'te özelleştirilen ilk şehiriçi doğalgaz işletmesi. Başbakanın damadının yöneticiliğini yaptığı holdinge bağlı enerji şirketine devredilen kuruluş bir süre önce zam talebiyle ve yabancılara aktarılan hisselerle gündeme gelmişti. Bu tür işletmeler ürettiğinin fazlasını devlete geri satmaktadırlar.
Bursa’nın içme suyunu sağlayan belediye kuruluşunun tamamen özelleştirilmesi ise bir süre önce gündeme gelmiş bu konu uzun süre tartışılmıştı. Bugün Türkiye’nin en pahalı suyunu kullanan ulaşımın en pahalı olduğu illerden birisidir Bursa. Bursa Büyükşehir Belediyesinin icraatlarından birini duyuran bir haber geçenlerde dikkatimi çekti. Haberde “Büyükşehir Belediyesi Terminal bitişiğindeki 94 bin metrekarelik arsasını uluslararası bir market zincirine sattı” deniyordu. Kısa bir süre önce yine kent merkezi olarak ayrılan önemli bölgede açılan alışveriş merkezinin 30 yıllığına cüzi fiyatla yap-işlet-modeli yoluyla işletme hakkının bir tanesi yerel medya patronu olan 2 holdinge verilmesi de Oktay Ekinci’nin vurguladığı bir gerçeği ortaya seriyor, Ekinci “Bursa’ya TMMOB reçetesi” başlıklı 25 Ekim 2007 günlü yazısında sempozyumun bildirgesinden bir alıntıyı aktarıyordu: “Kentsel rantın paylaşılmasında medya kullanılmakta, bağımsız gazetecilik gün geçtikçe zorlaşmaktadır”. Sadece Bursa’nın değil bu Türkiye’nin de bir gerçeğidir…
Bursalılar toplu konutçuluk adı altında da ilginç uygulamalara tanık oldular.
Milyonlarca metrekarelik arazinin yabancılara satıldığı dönemde AKP’li Bursa belediyeleri de sosyal devlet ve belediyecilik anlayışıyla uzaktan yakından ilgisi olmayan projelere girişti. Sanırım bunlardan en ilginci de Hikmet Şahin’in yönetiminde Bursa Büyükşehir Belediyesi’nin uygulamasıyla gerçekleşti. Hamitler adlı toplu konut alanındaki konutların konumuna göre hak sahiplerine dağılımını gösteren planın kura çekiminin ardından değiştirildiği ortaya çıktı. Isıtma ve elektrik donanımı tamamlanmadan hak sahiplerine teslim edilen kent merkezine oldukça uzak Hasanağa bölgesindeki toplu konutlar Bursa dışındaki kişilere bile pazarlandığı halde beklenen ilgiyi görmedi. Yıldırım’da kestane ağaçlarının bulunduğu 3.derecede doğal sit alanı olan bölgede imar planı değiştirilerek yapılan villa tipi lüküs konutlar ise dar gelirlilerin ihtiyaçlarına dönük olmaktan uzaktı.
Velhasıl toplu konut ve kent meydanı fiyaskosunun ardından başka bir tanesi de bir süredir yapımı süren ve açılmasında pürüzler ortaya çıkan yeni Yaş Sebze ve Meyve Hali. Kent içinde kaldığı yoğun trafik ve çevre kirliliği yarattığı için çalışanlara ve çevredekilere kabir azabı yaşatan eski halin yerine geçecek Görükle beldesi civarındaki yeni halin Bursa’nın Gürsu ilçesinde kısa süre önce Ticaret ve Sanayi Bakanlığı’ndan aldığı ruhsatla faaliyete giren hal nedeniyle ilgiyi yeterince görmeyeceği de söyleniyor.
AKP ve Bursa’daki kıyım politikası…
Bursa Büyükşehir Belediyesi’nin personel politikasının ise AKP politikalarından farkı yok. AKP’nin seçimlerde belediye başkanlıkları için aradığı yüksek okul mezunu olmak, dürüstlük, liyakat gibi kriterleri nedense daha sonra bizzat belediye başkanları tarafından Başbakan’ın “kendi kadromu bal gibi atarım” sözleri doğrultusunda değişti. Sağlık ve eğitim alanında binlerce atama yapıldı. Samsun’da ve en son Eskişehir’de gençlik ve spor müdürlüğü ile sağlık müdürlüğü il personel müdürlüğüne imamlar getirilmişti. Bursa basınında pek yankı bulmamasına rağmen Tüm-Bel-Sen Bursa Şubesi’nin açıklamasıyla Bursa Büyükşehir Belediyesinin garip uygulamaları da kamuoyuna yansıdı. Bir haberde Hikmet Şahin yönetimindeki belediye aleyhine belediye çalışanları tarafından atamalar ve görev yeri değişiklikleri nedeniyle 200’ü aşkın dava açıldığı belirtiliyordu (Kent gazetesi 2 Ağustos 2007). Örneğin iletişim fakültesi mezunu Tamer Uysal, Basın ve Halkla İlişkiler Müdürlüğü’nde görevliyken Hal Müdürlüğü binasına yollanmıştı. Uysal’a ise burada makbuz kestirildiğine işaret ediliyordu…
Türkiye’nin başta eğitim, sağlık gibi onca sorunu varken AKP’nin uyguladığı ekonomi politikasıyla iç ve dış siyaset anlayışının ne kadar yanlış ve halkın yararına olmadığı açıktır. Siyasal ve sosyal rant üzerine kurulu popülist, Cüneyt Zapsular, Unakıtanlar, Offer’lar, alidibolar ve benzeri isimler üzerine kurulu politikaların geleceğe ilişkin hiçbir umut verici yanı bulunmamaktadır. AKP sadece muhafazakârlığı ve tüccarlığı ile övünmektedir. Türkiye’de sıranın otoyollar, köprüler, barajlar, şeker fabrikalarına geldiği görülmektedir. Halkın sosyal güvenliğinden sonra onların toplumsal yaşam alanlarını kısıtlamak fütursuzluğun dik alası olacaktır.
Osmanlıya başkentlik yapan ve sahip olduğu anıtsal eserlerle “Osmanlı tarihinin dibacesi” addedilen Bursa’da, M.Kemal, 5 Şubat 1933’te ünlü “Bursa Nutku”nu dile getirmiştir. M.Kemal’in şu sözleri ise akıldan çıkarılmayacak anlamla doludur:
“Bu ülke batının emperyalizminden doğunun da vicdan sömürüsünden kurtulursa ancak o zaman aydınlık günlere kavuşur”.
Özgür KARAKAYA/Bursa
ozgkara@hotmail.com
mustafa karadereli Nerden hassadıklar mahallesi
Yazma Zamanı 2008.05.29 - 20:24 CET
ahmet ertürk
Yazma Zamanı 2008.05.26 - 16:44 CET
selam ben çayeli limanköyden ahmet herkese selamlar
mehmet zeki karadereli
Yazma Zamanı 2008.05.23 - 21:59 CET
conaşkimi_53 Nerden cecevali
Yazma Zamanı 2008.05.22 - 20:25 CET
oflu abdullah Nerden konali
Yazma Zamanı 2008.05.21 - 10:54 CET
savas FETTAHOĞLU
Yazma Zamanı 2008.05.06 - 10:45 CET
mesut Nerden LAKATA MUSTAFA
Yazma Zamanı 2008.04.26 - 18:48 CET
bebeto53 Nerden ist
Yazma Zamanı 2008.04.26 - 17:37 CET
slm hemşerilerim hepinize saygılar sevgiler , site daha aktif olursa hepimiz için daha iyi olur ,kardeş ellerin dert görmesin tamamını getirirsin inş ,allah hepimizin kalbine göre versin .^^^^KeŞkE ÇocUk OLsAyDıK DiZLeRiMiZ kAnAsAyDı KaLpLeRiMiZiN yErİnE^^^^RAŞotLu...
-
Paşa:
Sitemiz üzerinde denemeler yapılıyor. Yakın zamanda açılacak..
çayelili Nerden 53
Yazma Zamanı 2008.04.26 - 17:21 CET
elif Nerden çetin
Yazma Zamanı 2008.04.25 - 11:14 CET
atmaca53 Nerden betmuncur
Yazma Zamanı 2008.04.23 - 23:25 CET
aslıhan
Yazma Zamanı 2008.04.23 - 16:22 CET
bebeto53 Nerden ist
Yazma Zamanı 2008.04.18 - 01:01 CET
LazEmre
Yazma Zamanı 2008.04.10 - 23:49 CET
abi mail attım sna bi dönermsiin bana acil..
özlem Nerden ankara
Yazma Zamanı 2008.04.10 - 11:48 CET
“LAZLAR” BELGESELİ 20 NİSAN 2008 PAZAR BEKSAV’DA…
Yönetmenliğini Funda Özyurt Torun’un, yapımcılığını ise Defne Yoluç’un üstlendiği 13. Nürnberg Türkiye-Almanya Film Festivali’nde gösterilmek üzere seçilen, 2007 Cannes Film Festivali’nde tanıtım filmi gösterilen “LAZLAR” belgeseli 20 NİSAN 2008’de BEKSAV’ da gösteriliyor.
BEKSAV’ da yapılacak gösterimler ücretsizdir.
Tarih : 20.04.2008 Pazar
Yer : BEKSAV
Caferağa Mah. Damga Sok. No:17 kat: 5 Kadıköy - İstanbul
Tel : 0 216 346 85 70
Saat : 15:00 “Lazlar” Belgeseli Gösterimi
17:00 Yönetmen ile Söyleşi
kukutabulig Nerden derani:)
Yazma Zamanı 2008.04.09 - 22:22 CET
slm olsun çayelinden herkese...güzel muhabbetlerle birlikte oluruz omarim ellerine sağlık paşa hoş olmuş :)...başarılar...
mapavrili emice
Yazma Zamanı 2008.04.02 - 00:59 CET
Ne yazmis doldurmis ortalugi, guyada bise, iki selam yolla bise ededa bizda okiyalum ne yazdun doldurdun ortalugi.
emicenuz kesilsun size usakla haboyle devam eyleyin bakayim kus verecum size ha
selçuk çil
Yazma Zamanı 2008.03.30 - 19:43 CET
karanfi.53 Nerden 123456
Yazma Zamanı 2008.03.28 - 20:56 CET
merebalar herze
Özgür KARAKAYA
Yazma Zamanı 2008.03.27 - 16:41 CET
HAYATIN ESİNTİLERİ
“Hükümdar bir köylüden, haksız yere bir yumurta alırsa, adamları köylünün bütün tavuklarını zorla elinden alırlar” SADİ
Hatırlanacağı gibi Washington Times gazetesi yazarı Frank J. Gaffney Başbakan için ülkeyi “İslamofaşist yapma peşinde” diye yazmıştı. İktidar en kısa zamanda devleti ele geçirme hesaplarıyla her şeyi mubah sayabilmekte hukuk, ekonomi, halk, ahlak, insana saygı, devlet sorumluluğu, yönetimde ciddiyet, şeref, onur gibi kavramları adeta unutup dini açıkça politik gündemin en üst seviyesine taşımakta ve bu konuda hiçbir kaygıyı taşımaz görünmektedir.
Uygarlık tarihi açısından özgür düşüncenin gelişmesi bir dönümdür. Bunun sonucunda doğan düşünce şekli her türlü akıl dışılığı insan özgürlüğüne aykırı bulmaktadır. Pavarotti dinlemenin cezalandırıldığı, Yaşar Kemal gibi dünya çapında ustaya ait bir oyunu sahneleyenin sürgünle karşılaştığı bir ülke düşünebiliyor musunuz? İşte bunlar bu dönem Türkiye’de benzer örnekleriyle yaşanıyor.
Devlet yönetiminde deneyimsiz AKP kadrolarının işbaşına gelmesiyle “Ananı al da git”, üstü kapalı “gavur İzmir” ve “kelle” polemiğinde olduğu gibi önce bir çiftçiyle, köylülerle, sonra koca bir şehirle ve askerlerle, yargıyla ve ardından işçilerle, memurlarla yaşanan tartışmalar sonrasında at iziyle it izinin birbirine karıştırıldığı yeni bir dönemden geçiriliyoruz. Ülkenin gerçek sorunları görmezden gelinerek gemi azıya almış bazı kesimler dikkati farklı mecralara çekmekte ve toplum yapay krizlere sürüklenmektedir. Bunun altında gelecekteki rant hesaplarının yattığı apaçıktır.
Rant Hırsıyla Kör Olanlar Kamu Yararına Kör Bakarlar!
20 milyon insanın yoksulluk sınırının altında yaşadığı Türkiye’de buna karşılık liderler arasındaki mal varlığı ile dikkat çeken AKP liderinin toplumun çeşitli kesimleriyle yaşadığı polemikler sonrası seçimde siyasal sistemdeki boşluktan yakaladığı yüzde 47’lik güvenceden cesaret bularak “türban” yoluyla dini aidiyetlilik üzerinden ülkeyi gerilime sürüklemesi, kendine biat eden birisini YÖK gibi tartışmalı bir kurumun başına getirmesi krizin geldiği en son noktayı bütün açıklığıyla sergilemektedir.
Ancak her fırsatta toplumu yapay gündemlerle ve büyük medya desteğiyle geren, hatta seçimlerden önce net olarak “Yüzde 10 barajının düşürülmesini isteyenler bunu ancak rüyalarında görebilirler” şeklindeki savla destekleyen AKP’nin demokrasi ve özgürlük konusunda bir sorunu olmadığı ortadadır.
Türkiye giderek daha bağımlı ve yoksul ülke haline gelmiştir. Finans, enerji ve toptan-perakende alışveriş sektöründe etkin hale gelen küresel güç odakları ulusal kaynaklarımızı ele geçirmekte, emperyalist ülkelerle işbirlikçilerine yapılan borçlanmalar ile neoliberal politikaların adeta fanatik uygulamacısı kesilen AKP, SEKA’nın devredilmesi, PETKİM’in satışı, İzmir Limanı’nın vs. özelleştirilmesiyle de yoğun biçimde kaynak transferini gerçekleştirerek bunu göstermektedir. Mısır işinde sabık Maliye Bakanı’nın kamuoyunu tesellisi ise bir başka komedya; nasılsa oralarda bizim insanlarımız çalışacaktır ya!..
Hükümetin 2B kararı ise akıllara zarar, neyse ki rant beklentisi sonucu ortaya atılan orman kanununun bir maddesine ilişkin uygulama daha önceki Cumhurbaşkanımız Ahmet Necdet Sezer tarafından veto edilmişti. Ancak 2B yasası yeniden gündemdedir. Artık Çankaya’da AKP’ye yakın bir ismin bulunması 1960’larda AP iktidarı ile yaşanan makilik orman arazisi yağmasının daha beterini halkımıza yaşatabilir. Zira orman alanlarının talanı ileride ülkemizde çevre için büyük sorunlar yaratacaktır…
Bursa’daki duruma bakarsak…
Büyükşehir Belediye Başkanı’nın saydığı alışveriş merkezi, teleferiğin uzatılması, Mudanya’ya dev akvaryum vs. Bursa’da yaşayan insanların sorunlarına dönük projeler değildir. Kent Merkezi diye yapılan alışveriş merkezinin gerekliliği, Güzelyalı Feribot İskelesi’nin yeri, Merinos Fabrikası’nın belediye’ye devriyle ortaya çıkan alanın değerlendirilmesi ise tartışmalıdır. Bursa’da bu dönem daha önce görülmedik ölçüde alan betona feda edilmiş, çok sayıda ağaç yok yere kesilmiştir.
“Meydanı bile kalmayan bu şehrin acısını kimse duymadı” diyordu Prof. Dr. Necmi Gürsakal…
Merkezi hükümetle neler yaşanıyorsa Bursa’da da aynısı yaşanmakta. Yani merkez meydan savaşı ile Sultanahmet’teki tarihi kıyım Bursa’da da var.
Sözünü ettiklerimizden ilki Bursa’nın meşhur Kent Meydanı sorunu ile ilgili. Menderes döneminde yapılmış ve daha önce çıkan bir yangında kısmen kullanılamaz hale geldiğinden şehir dışına taşınmasıyla atıl hale gelen S.Garaj adlı bölge Bursalıların meydan olmasını istedikleri bir yerdi. 2001 yılında yayınlanan “Floransalı Karlo” adlı romanında Uludağ Üniversitesi’nde Öğretim Üyesi olan Prof. Dr. Necmi Gürsakal adeta bütün dikkatleri kent meydanı ihtiyacına çekiyor ve şu soruyu soruyordu:
“Meydansız bir şehrin kayıp insanları olmayı neden hak ediyoruz?”.
Ancak Hikmet Şahin’in Belediye Başkanlığı ile beraber uygulanan projeyle bu alan adına yaraşmayacak biçimde yapılarla doldurularak işlevi tamamıyla kaybettirilmiştir ama nedense adı değişmemiştir: “Kent Meydanı Alışveriş Merkezi”!..
Adeta ülkenin gidişatından kaygı duyanlara alışveriş merkezlerini gösteren Başbakan’a bir örnek sergilenircesine… İşin ilginç tarafı da daha inşaat bitmeden ve açılışı yapılmadan Milliyet’in “Taze Mısır Aşkı!” haberinde belirtildiği gibi İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı Kadir Topbaş’ın oğullarının Türkiye halkına Malezya’dan ithal taze mısır satacakları satış noktalarından birinin de burada bulunacak olmasıdır.
Şehrin tam merkezindeki yaklaşık 10 dönümlük arazinin başına gelenleri gören Bursalılar bu aymazlık örneğine iyi bakıp Merinos’a, Hal’e sahip çıkmalıdır, sıra bunlara gelecektir. Ve burdaki rant Bursa’nın kaderini belirleyenlerin iştahını çok daha fazla kabartacaktır Çünkü…
Hatırlanacağı üzere dönemin ulusal ekonomisinin lokomotiflerinden biri olarak kurulan SEKA’ya bağlı işletmelerden bazıları da Başbakanın yakınlarına devredildikten sonra yağmalanmış, emekçilerin itirazları ve daha sonra gelinen süreçle birlikte yine AKP’li belediyeye devredilmişti…
Bursa’da da Türkiye’nin bütününde olduğu gibi yeşil alanla ilgili kişibaşına oran kişibaşına düşen alışveriş merkezi oranıyla kıyaslanmayacak düzeyde geri.
Toprak Üretilemez!..
Sadece Bursa Büyükşehir Belediyesi bünyesindeki Yaş Sebze ve Meyve Hal’inin taşınmasıyla boşalacak alan 45 bin metrekaredir. Açılışını bizzat 1938’de M.Kemal’in yaptığı Sümerbank Merinos Fabrikası’nın belediyeye devredilen arazisi kentin akciğerlerinden biri konumundayken yapılaşmaya açılan bölümü ise şimdilik yarıya yakın bir kısmını teşkil ediyor!
Öte yandan çıktığı yurt dışı gezilerinden bile dünyanın en modern projelerinden biri olarak ballandırarak anlattığı Bursa’daki AKP’li belediye başkanının milyonlarca dolarlık bir kültür merkezi, baştan beri bir Hyde Park benzerini yaratmakla övündüğü Merinos’ta belediyeye hiç yakışmayacak tuhaf bir tesadüf yaşandı. Belediyeye devredilen Fabrikaya ait 3 binden fazla kitabın bulunduğu kütüphane, Bursa\'da bir hurda deposunda ortaya çıktı. Bir sahafın fark etmesiyle hammadde olmaya götürülürken kurtarılan kitaplar dünya klasikleri ve bazı teknik kitapların yanısıra “İstanbul Ansiklopedisi” ve “Osmanlı Tarihi” gibi hiçbir yerde kolaylıkla bulunamayacak nadir eserlerden oluşmaktaydı.
Ayrıca kentiçi trafiği rahatlatmak iddiasıyla alelacele yaptırılan bat-çık’lar müteahhitler için yap-çık’a dönüştü. Aynı maliyetlerle gelecek için daha kullanışlı projeler gerçekleşebilirdi. Bursa’nın hafif raylı sisteminin B etabı sayılan ve Bursa’yı doğuya götürecek kısım 4 yılda zar zor tamamlandı.
Kıyım’a Rekor Dava
Son olarak Bal-Göç Dayanışma Derneği’nin iletişim sitesinde de yeralan personel kıyımıyla ilgili bir haberden daha bahsedelim.
Bursa Kent Gazetesi köşe yazarı Mustafa Özdal’ın adıyla yayınlanan bir haberde Büyükşehir Belediyesindeki işten çıkarma, emekliliğe zorlanma ve sürgün şeklindeki personel politikası apaçık ortaya seriliyor. 2 Ağustos 2007 tarihli gazete haberinde AKP’li Bursa Büyükşehir Belediyesi’nde görevli çalışanların çeşitli dayatma ve baskılarla karşı karşıya kaldığı, benzeri görülmemiş kıyım politikası karşısında belediyeye 200 dava açıldığı ifade edilmektedir.
Büyükşehir Belediyesi statüsü kazandığından bu yana açılan dava toplamı sayısı 3’te kalırken, göreve geldiği tarihle haberin yayınlandığı tarihe kadar dönemde Hikmet Şahin yönetimindeki belediye aleyhine rekor sayıda dava açıldığı da belirtilmektedir. Önceki dönem Basın ve Halkla İlişkiler Müdürlüğü’nde görevliyken bu dönemde yeri sürekli değişen 2 üniversite mezunu Tamer Uysal’a Hal Müdürlüğü binasında makbuz kestirildiği de işaret ediliyor…
Büyükşehir Belediyesi’nin icraatları burada sayılamayacak kadar çok. Yazıyı bir hatırlatmayla, “İnsanı Yaşat Ki Devlet Yaşasın” sözünü diline pelesenk eden Bursa Büyükşehir Belediye Başkanı Şahin’e, uygulamalarına bakarak Şeyh Edebali’nin aynı öğüdünden “Unutma ki yüksekte yer tutanlar aşağıdakiler kadar emniyette değildir” diyen bölümü anımsatıp bitirelim.
Özgür KARAKAYA
ozgkara@hotmail.com
Osman Aktas Nerden Almanya - Münih
Yazma Zamanı 2008.03.17 - 15:04 CET
Sevgili Hemsehrilerim,
sitenizin hayirli olmasini diler, sevgiler sunarim
Almanyadan selamlar
Sâlih Başkan YAZICI
Yazma Zamanı 2008.03.17 - 12:01 CET
SERVET
Yazma Zamanı 2008.03.17 - 08:21 CET
Emre DEMİRDAĞ Nerden LazEmre
Yazma Zamanı 2008.03.17 - 02:31 CET
ilkayy Nerden ..........
Yazma Zamanı 2008.03.17 - 00:29 CET
slmmmm...site daha yeni ama yinede çok güzell olmuşş,,başarılarının devamını diliyorummm,,
özcan beyaz
Yazma Zamanı 2008.03.16 - 09:55 CET
Serkan Aslantürk//LazRaiL
Yazma Zamanı 2008.03.15 - 23:59 CET
Paşa Nerden Root
Yazma Zamanı 2008.03.15 - 16:27 CET
Sayfamız Kısa Süre içerisinde hizmete girecek,
Sayfamızın Başlıca özellikleri;
-Haber
-Video Galeri
-Firma Rehberi
-Resim Galerisi
-Radyo
-Chat
-Forum
-Talep Eden Kişilere Ücretsiz e-mail adresi
Bu özelliklere ek olarak ne yapsak ne yapsak diye kara kara düşünmekteyiz..
ne Yapsak??
irtibat: pasa@elliuc.com
coşkunsb Nerden istanbul
Yazma Zamanı 2008.03.15 - 12:25 CET
